DOLAR48,32
EURO56,16
GR. ALTIN6.834
BIST14.111
BITCOIN3.844.691
TÜRKİYE

Prof. Dr. Yasin Şöhret: “Havacılığın çevresel etkisi karbon emisyonundan ibaret değil"

Prof. Dr. Yasin Şöhret, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü’nün (ICAO) havacılık emisyonlarının iklim ve hava kalitesi üzerindeki etkilerini ele alan bilimsel değerlendirmesini yorumladı.

07 Eylül 2026 135 okunma 4 dk okuma
Prof. Dr. Yasin Şöhret: “Havacılığın çevresel etkisi karbon emisyonundan ibaret değil"

ISPARTA - BHA

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) bünyesindeki Havacılık Çevre Koruma Komitesi’nin (CAEP) bilimsel çalışmaları, havacılığın çevresel etkilerinin değerlendirilmesinde daha bütüncül yaklaşımların önem kazandığını ortaya koyuyor.

CAEP Impacts and Science Group (ISG) tarafından hazırlanan bilimsel değerlendirmede, karbondioksitin (CO₂) yanı sıra azot oksitler (NOx), partikül maddeler, yüksek irtifada ortaya çıkan atmosferik etkiler ve hava kalitesi arasındaki ilişkiler ele alınıyor.

Süleyman Demirel Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Uçak Gövde-Motor Bakım Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Yasin Şöhret, sürdürülebilir havacılık ve havacılıkta enerji sistemleri alanındaki çalışmaları çerçevesinde raporu değerlendirdi.

Şöhret, karbon emisyonlarının azaltılmasının önemini koruduğunu ancak hava araçlarının çevresel performansının tek bir parametre üzerinden değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını belirterek şunları söyledi:

“Karbon emisyonlarının azaltılması havacılığın sürdürülebilir dönüşümünün vazgeçilmez hedeflerinden biri. Ancak ICAO’nun ortaya koyduğu bilimsel çerçeve, uçakların çevresel etkisinin CO₂’den ibaret olmadığını gösteriyor. Farklı emisyonlar atmosferde farklı mekanizmalar üzerinden etkiler oluşturuyor. Bu nedenle yalnızca karbon miktarına değil, uçuşun çevre üzerindeki farklı etkilerine birlikte bakmamız gerekiyor.”

“Uçağın çevresel etkisi havaalanı sınırlarında bitmiyor”

Havaalanları ile kalkış ve iniş operasyonlarından kaynaklanan emisyonların yerel hava kalitesi açısından önemini koruduğunu belirten Şöhret, güncel bilimsel çalışmaların seyir safhasındaki emisyonların da değerlendirmeye dahil edilmesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi.

ICAO değerlendirmesinde havacılık yakıtının yüzde 90’dan fazlasının 3 bin feet üzerindeki uçuş safhalarında tüketildiğine dikkat çekildiğini aktaran Şöhret, şöyle devam etti:

“Bu veri, çevresel etkiyi neden uçuşun tamamı üzerinden değerlendirmemiz gerektiğini açık biçimde ortaya koyuyor. Havaalanı çevresindeki emisyonları izlemeye ve azaltmaya devam etmeliyiz. Bununla birlikte yüksek irtifada ortaya çıkan emisyonların atmosferik süreçler yoluyla daha geniş ölçekte etkiler oluşturabileceğini de dikkate almalıyız.”

Şöhret, bu yaklaşımın hava araçlarının çevresel performansının değerlendirilmesinde uçuşun farklı safhalarını birlikte ele alan yöntemleri önümüzdeki dönemde daha önemli hale getireceğini kaydetti.

“Daha verimli motor, her zaman daha düşük çevresel etki anlamına gelmeyebilir”

ICAO değerlendirmesinde öne çıkan başlıklardan birinin farklı çevresel hedefler arasında ortaya çıkabilen ödünleşimler olduğunu belirten Şöhret, özellikle yeni nesil motor teknolojilerinde yakıt verimliliği ile farklı emisyon türlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

“Motor verimliliğini artırdığınızda yakıt tüketimini ve buna bağlı olarak CO₂ emisyonunu azaltabilirsiniz. Bu önemli bir kazanımdır. Ancak motor tasarımında verimliliği artırmaya yönelik bazı tercihler, yanma koşullarını değiştirerek NOx gibi diğer emisyonları da etkileyebilir. Dolayısıyla yalnızca yakıt tüketimine bakarak bir teknolojiyi çevresel açıdan en iyi çözüm olarak tanımlamak her zaman mümkün olmayabilir.”

Havacılıkta enerji sistemleri ile çevresel performans arasındaki ilişkinin geleceğin motor teknolojileri açısından daha belirleyici hale geleceğine dikkati çeken Şöhret, mühendislik yaklaşımındaki değişimi şöyle değerlendirdi:

“‘Ne kadar yakıt tasarrufu sağladık?’ sorusu elbette önemini koruyacak. Ancak bunun yanında ‘Bu teknolojik gelişmeyle çevresel etkiyi ne ölçüde azaltabildik?’ sorusunu da sormamız gerekiyor. Geleceğin mühendislik yaklaşımında verimlilik ile çevresel performansı birlikte değerlendirebilmek belirleyici olacak.”

“Sürdürülebilir havacılık tek bir teknolojiye bağlı değil”

Sürdürülebilir Havacılık Yakıtlarının (SAF) sektörün karbonsuzlaşma sürecindeki önemli araçlardan biri olduğunu belirten Şöhret, dönüşümün yalnızca alternatif yakıtların yaygınlaşması üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi.

“SAF önemli bir çözüm alanı. Bununla birlikte daha verimli motorlara, daha temiz yanma teknolojilerine, daha hafif ve aerodinamik açıdan daha verimli hava araçlarına ve iyileştirilmiş uçuş operasyonlarına da ihtiyacımız var. Sürdürülebilir havacılık, bu unsurların birbirini tamamladığı bir dönüşümle mümkün olacak.”

Aynı zamanda ICAO CAEP Impacts and Science Group (ISG) üyesi olarak uluslararası bilimsel çalışmalarda yer alan Şöhret, sürdürülebilirliğin önümüzdeki dönemde yalnızca düzenleyici gereklilikler açısından değil, havacılık teknolojilerinin gelişimi ve sektördeki rekabet bakımından da daha fazla önem kazanacağını değerlendirdi.

“Artan ulaşım ihtiyacı daha düşük çevresel etkiyle karşılanmalı”

Havacılığın küresel ulaşım, ticaret ve turizm açısından stratejik önemini koruduğuna işaret eden Şöhret, sektörün gelişimi ile çevresel sürdürülebilirliğin birbirine karşıt hedefler olarak görülmemesi gerektiğini söyledi.

“Dünyanın hava ulaşımına olan ihtiyacı devam edecek. Dolayısıyla mesele hava ulaşımının gelişimini sınırlandırmak değil, artan ulaşım ihtiyacını giderek daha düşük çevresel etkiyle karşılayabilmektir. Bunun yolu da verimlilik, teknoloji, yakıt ve operasyon alanlarındaki gelişmelerin birlikte değerlendirilmesinden geçiyor.”

Şöhret, sürdürülebilir havacılığa geçişin havayolu işletmelerinden uçak ve motor üreticilerine, yakıt sektöründen havaalanları ve bakım kuruluşlarına, üniversitelerden düzenleyici otoritelere kadar sektörün bütün paydaşlarını ilgilendiren kapsamlı bir dönüşüm olduğuna dikkati çekti.

“Sürdürülebilirlik temel tasarım ölçütlerinden biri haline geliyor”

Türkiye’nin gelişen havacılık ekosistemi ve mühendislik kapasitesinin sürdürülebilir havacılık alanındaki bilimsel ve teknolojik çalışmalar açısından önemli bir potansiyel taşıdığını belirten Şöhret, motor teknolojileri, yanma sistemleri, sürdürülebilir yakıtlar, emisyon modelleme ve çevresel performans analizinin önümüzdeki yıllarda havacılık araştırmalarında daha fazla öne çıkacağını ifade etti.

Üniversitelerin bilimsel araştırmaların geliştirilmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesinde önemli bir role sahip olduğunu belirten Şöhret, Türkiye’deki akademik ve mühendislik birikiminin uluslararası bilimsel çalışmalarla daha güçlü biçimde buluşmasının yeni araştırma ve teknoloji alanları açısından fırsatlar oluşturabileceğini kaydetti.

Şöhret, havacılıkta sürdürülebilirliğin giderek doğrudan mühendislik ve tasarım süreçlerinin bir parçası haline geldiğine işaret ederek sözlerini şöyle tamamladı:

“Havacılıkta önümüzdeki dönemin temel mühendislik sorusu yalnızca bir uçağın veya motorun ne kadar verimli olduğu değil, bu verimliliğin hangi çevresel sonuçlarla sağlandığı olacak. Sürdürülebilirlik bu nedenle havacılığa sonradan eklenen bir çevre başlığı olmaktan çıkıp, hava aracı ve motor teknolojilerinin nasıl geliştirileceğini belirleyen temel tasarım ölçütlerinden biri haline geliyor.”

Kaynak: BHA

Paylaş X Facebook

Yorumlar 0

Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.

Yorumlar moderasyondan sonra yayımlanır. Hakaret ve reklam içerenler onaylanmaz.

TÜRKİYE kategorisindeki diğer haberler

Sonraki haber yükleniyor…

Deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanıyoruz. Detaylar için Çerez Politikası.

Marka Flower Çiçekçi